25 Mayıs 2009 Pazartesi

Osman senher

galatasaray'lı spor yazarı abimiz. galatasaray tv de yorumculuk da yapar. cok severiz kendisini galatasaray camiasının polyannasıdır dinlerken yarılırım. 7 0 da yenilsek eleştirmez galatasarayı. biraz hararetli konusur hafif kafa güzel gibi zaten galatasaray tv de yorum yaparken masa altında vişne vodka goturdugunden supheleniyorum suphelenmıyorum hatta kesin. cok sık kullandığı laflar di mi sevgili can. daha bu takıma x giricek y giricek sevgili can. yaniii bizim cocuklar hepsi pırıl pırıl pırlanta gibi cocuklar sevgili can. işin garibi sezon bitti takıma giremediler hala aynı şeyi soylemekte seneye bu takıma daha x giricek y giricek. reklamlara tıklayıp siteye destek olduktan sonra aşağıdaki videoda biraz ata demirer'den biraz barış özbek den sonra kendisine ulaşabilirsiniz. yok lan şaka reklam yok sitede tıkla gir.


http://www.youtube.com/watch?v=rfQIH2QwXfE

Son dakika

cep telefonu kullanıcıları dikkat. dolandırıcılar bu kez taktik degiştirdi. bu kısa sosyal mesajdan sonra yazımıza gecelim isterseniz sevgili okurlar. hepimizin farkında olmadan yaptıgı büyük bir saygısızlık terbiyesizlik var markete veya bakkala giderken ev hali terlik pijama saclar dagınık gidiyosunuz di mi peki o kasiyerler calışanlar hakkınızda ne düşünüyor biliyo musunuz. ne günahı var o cocukların adam gibi insan görmeye hakları yok mu bütün gün kasanın başında ne kadar düşüncesiz toplumsunuz. peki bakkal, 10 20 kuruş eksik olunca " şimdi üstümde yok bi dahakine versem olur mu ?" olmaz anasını satayım sen beni sikleme şu halle bakkala gel sonrada utanmadan yaptıgın teklife bak. o kasiyerler neden tezgaha hep kücük poşetleri koyup büyükleri kasanın altında saklıyor sanıyosunuz. tabiki uyuzluk olsun diye. bence iki tarafta oturup anlaşmalı bu duruma bir çözüm bulmalı bana en mantıklısı üniforma giymek geliyor. nasıl okula giderken üniforma giyiliyosa nihat doganla anlaşılır tasaramı o yapar bakkala gidince giyilir. benim gibi yıllarca bu sorundan cekmiş evin en kücügü bakkala gider ve sen hızlı giyiniyosun hemen git gel ben şimdi pijamayla gitmiyim bahanelerinden kurtulmuş olur yeni nesil.

29 Mart 2009 Pazar

Seçim günü

saat 5:00 : bilgisayarın başındayım biraz uyumak istiyorum 7 de seçimde görevli oldugum sandıgın başında olmam gerek sonra anneme 6 da uyandır işe gitçem dedigim aklıma geliyor o aklıma gelince 2 hafta önce sandıkta görevli olduğumu öğrendigim gün yaptığı espiri aklıma geliyor hemen

-Flashback-
2 hafta önce saat 16:44 : anne işe girdim seçimlerde sandık görevlisiyim
hahaha 5 yılda bir mi gitçen işe
-Flashback-

vaz geçiyorum.

Saat 6:00 : annem uyanık olan birini uyandırmaya gelince şok olmuştu niye uyumadın mı gerizekalı deyip geri yatmaya gitti. artık tek başımaydım bu işte...
Saat 6:00 : tost yapmaya gidiyorum
Saat 6:00 : tostu yerken üstümü giyiniyorum bi bakıyorum saatin pili bitmiş pil takıyorum yazıya devam ediyoruz.
Saat 6:50 : evden cıkıyorum 6:54 gibi okula varıyorum okul evin yakınında 4 dakkada nası gittin lan taksiyle mi diye kafalarda soru işareti kalmasın.
Saat 7:00 : seçim görevlileri gelmiş herkes sandığına bakıyor panodan bende kalabalığa karıştım arada 4 5 güzel kız gözüme takılıyor. ben fizik ve boy avantajımı kullanıp güzel bir kızın üzerinden panoya bakıyorum.
Saat 7:01 : sandığımı ögrenip en üst kata cıkıyorum önümde de arkadan güzel görünen bir kız merdivenlerde oda cıkıyor. ben lan acaba yüzüde güzel mi diye düşünüp hızlanıp yanından gecerken yüzüne bakmayı planlamış ikişer ikişer cıkarken yavaşlıyorum çünkü merdivenlerde başka kimse yok çok dikkat ceker öyle bi hareket.
Saat 7:04 : 3 katı 3 dakkada cıktık kız yavaş ben napıyım. neyse arkadaşlar zaten tahmin edeceginiz gibi ip uclarınıda vermiştim kız benim sandığımda görevli cıkıyor. bkz : saat 7:00 aynı panoya bakıyoruz. sınıfa önce o girdi dedim sıctık ya aynı sandıkta görevliyiz kız güzelse kesin ukala felandır. sonra ben giriyorum sınıfa "kız güzel allahı var hemde baya" merhaba diyorum kız günaydın diyo gülerek. evet günaydın ukala sende merhaba desene illa ukalalık yapacan. cıkıyorum sınıftan diger sınıfları dolaşmaya zaten başkanda daha gelmemiş bi ikimiz varız.
Saat 7:50 : naptın lan 46 dakika diyebilirsiniz. kızla seviştim asdfas. saati cıkarıyorum artık kolumdan saatsiz devam ediyoruz arkadaşlar.
nihayet başkan geliyor başkanın ismi baha topcu veya şarkıcı ismi gibi degil mi ama adam matematik öğretmeni hafif ibnemsi konuşuyor 30 küsür yaşlarında ama cok iyi biri disiplinli 4. seçimiymiş tecrübeli. 3 sandık görevlisi daha geliyor yaşlı parti görevlileri. 2 kişi yok gelmemiş. nası edelim napalım kabini nereye nasıl kuralım derken kız zekasını konuşturup güzel bir kareografi cıkartıp en düzgün düzenlemeyi anlatıyor bende fizik gücümle ona yardımcı oluyorum. kızla ben oy pusulalarını vericez yanyana oturuyoruz sırada. hehehe. dedim lan ukaladır bu şimdi hiç espiri felan yapmıyım boza mozar.
ve ilk seçmen geliyor hepimizde bir heyecan önce kız sonra ben veriyorum oy pusulalarını ilkinde hiç sorun yok. ama ben hiç konuşmuyorum. yalnız seçimler biraz karışık 3 tane sandık var 5 oy kullancaklar toplam il genel meclisi bir sandığa. büyükşehir ilçe belediyesi bi sandığa muhtar secimleri bi sandığa hepsinide tek tek atıyolar 3 pusulayı birden vermiyoruz sürekli karıştırıyolar ikaz ediyoruz. bu arada bir seçmen sandıga oy atarken zarfı iyice içine atmak için parmaklarıyla itiyor parmakları sandığa sıkışıyo herkes yarılıyo gülmekten. bir başka seçmen oyunu yanlış sandığa atıyor bende böyle zaman gecmez lan deyip çekinerekte olsa ilk espirimi yapıyorum kıza dönüp " düşünsene yanlış sandığa oy atıyolarmış muhtar belediye başkanı seciliyomuş " acaba gülcek mi lan diye endişeli şekilde beklerken baya gülmeye başlıyo. nihayet havayı yakalıyorum hiçte oyle ukala biri degil gayet sempatik güleryüzlü sıcak kanlı biri çıkıyo. hepiniz yanıldınız lan ibneler. hatta komiksin ya bile diyor bana o kadarda doğruları savunan açık sözlü biri asdfdasfds içimden teklif etsem kabul eder mi lan diye geçiriyorum. yalnız bütün kızlarda olan kıskançlık bundada var oy atmaya gelen güzel seçmenlere laf sokuyor olsun o kadar. seçmenlerle taşak geçerken "yavşak başkan kıskanmış olacakki arkadaşlar biraz dikkatli olalım güzel eğlenerek iş yapmanız sıkıcı olmasın ama dikkatli olalım" diye uyarı geliyor. bi ara yoğunluk oluyor ikinci kabini kuruyoruz ikişer ikişer alıyoruz içeri iyi gidiyor herşey yemek az gelince kız benle paylaşıyor yemegini ya da ben mi onla paylaşıyorum aman canım ne farkeder paylaşmak önemli. yoğunluk azalıyor rahatlıyoruz çay kahve felan.diger sandıklarda yogunluk çok herkes bizim sınıfa bakıp " ay ne güzel burası rahat iyi calışıyolar demekki" diye övüyolar. ben başkana isterseniz gelecek secimleride oylatalım şimdiden aradan cıksın teklifini götürüyorum o derece rahatız. çay kahve muhabbet saat 5 oluyor sayıma geciyoruz. başkan gercekten işi biliyor iyi organize etti bizi oylar acılınca en az 10 tane geçersiz ak parti oyu cıkıyor mührü yuvarlağın içine degilde parti logosunun üstüne basmışlar yuh ya. velhasıl sayımda da işler iyi gidiyor sayımı ilk biz bitiriyoruz hemde bayağı erken hala daha ilk sandığı sayanlar vardı biz bitirdiğimizde. yani önümüzdeki secimlere aynı bu kadroyu tekrar cağırırlarsa şaşırmam. bizim santıkdan 15 oy fazla akp cıktı. diger sandıkları dolaştık durum ne diye o ana kadar sayılan oylara göre chp öndeydi ve kazandıda chp aldı maltepeyi. artık vedalaşma zamanı geliyor okulun çıkış kapasında

"iyi günler umut". bu sefer kız hatayı yapıyor "iyi akşamlar hilal".

16 Mart 2009 Pazartesi

buncucuk aklımla yazdım

selamın aleyküm okuyucularım. hafta içinde binlerce fax aldım sizlerden hiç birini okuyamadım. okuyamamamın sebebi vakit yoktu yogundum işim vardı degil aksine cok zamanım vardı ama fax makinem yoktu. belkide hiç fax göndermediniz fax numarasınıda vermedim ama verseydim atacakmışsınız gibi düşünüyorum neyse bunu fax makinesi alıncaya kadar bilemeyiz.

erkek gecenin sonunda kızı hep evine bırakmak ister kızlar ne kadar istemesede ısrar edip bırakırlar. kızlarda kendilerinin önemsendigini, düşünüldüğünü sanar. ben size soyliyim sizi eve kadar bırakır eve girdiğinizden emin olduktan sonra gider çünkü kendini düşünür. sen en son o adamla görüldün şimdi tek başına eve giderken öldürülsen direk 1. dereceden zanlı adam. aynı şekilde evden alırken de. adamla buluşmak için evden cıktıktan sonra senden bir daha haber alınamazsa adamın başı yanar. özellikle şu günlerde öldürüp parcaladıktan sonra bi koşeye atılan sevgili haberlerinden sonra dikkatli olalım arkadaşlar. mümkünse kızı eve bırakırken ailesinden sorunsuz teslim alındı diye imza alın sonra evde babasından dayak filan yer sizin üstünüze yıkabilirler.

fax makinesi almayı düşünmüyorum bu arada.

7 Mart 2009 Cumartesi

Gol attıktan sonra görev bölgesine koşan futbolcu


ıssız adamdır. çoğu meslektaşı gol attıktan sonra türlü maymunluklar yapar. kimi tribündeki sevgilisini kimi eşini dostunu akrabasını gosterir kimi bebek bekler eliyle beşik sallar gibi yapar kimi yüzügünü öper. garibim o golünü atar görev bölgesine koşar türlü sebepleri olabilir. sevgilisinden ayrılmıştır. boşanmıştır. annesi babası reddetmiştir. tribünde hiç akrabası yoktur sevilmiyodur aile içinde. karısı düşük yapmış olabilir. yazık. çoğu futbolcunun sırf bu yüzden gol kacırdığını düşünüyorum. yani cok net pozisyonları hani lan onu nasıl atamazsın dedem olsa atar dedigimiz pozisyonları bu yüzden bilerek atmıyolar. adam atsa ne olcak ki ne yapcak kime armağan etcek golü. bir diğer sebepde gerideyken gol atmışsa son dakkalar zaman gecmesin diye sevinmiyodur topu alıp hemen santra yapmak ister o ayrı bi konu saygı duyarım ama sen dakka 30 da gol atıp sevinmiyosan var onda bi iş

Defense of the ancients

şimdi gençler bunu yazmamız lazım. kısa adıyla dota. zaten başlıktaki baş harflerden oluştuğunu anlamışsınızdır genede ben bilgisayar ekranını yenı acan arkadaşlar için acıkladım. 5 yıl once 2004 de senın benim gibi oyun oynayan icefrog isimli eleman ve arkadaşları warcraft 3 map editorunden eğlenmek için bi oyun yapar ve bunu sürekli geliştirirler. gerçekten çok büyük bir ekip var bu oyunun arkasında çok büyük bi emek harcandı öncelikle ben onlar için ayağa kalkıp öne dogru egilip sag elinizle pantolonunuzu hafif sıyırmanızı istiyorum ekip gelip stres atacak asfsfsa. yani oyun oyle bi tuttu ki ve ne seneryosu ne hikayesi var ne de bir filmden uyarlanmış sadece eğlenmek için. ne reklamı yapıldı ne bişey babam ve olm (internet diliyle) gibi kulaktan kulaga yayıldı. boş dediysek okadarda degil biraz oyundan bahsedersek the sentinel vs the scourge isimli iki takımın birbirinin baselerini yıkması amaç. 90 a yakın hero her birinin kendine has ayrı skilleri ve onlarca degişik itemle yüzlerce farklı kombinasyon strateji yapabiliyosunuz.bunları ögrenmek cok uzun zaman alır o yuzden cogu kişi başlamaz.bağımlılık yapar fakat 1 el i 30 veya 90 dakka arası biten bi oyunun bukadar oynanmasının sebebi bu. oyun bittimi bırakabilirsiniz oynamayı yok lvl kas yok raid yok quest oalyı yok. bu oyunu bozan tek şey playerler nooblar quiterlar tek sorunu. hele quiterler oyunun ortasında cıkıp piç eden ibneler çokta yaratıcılar bir tanesi beyler karşı apartmanın ışıkları birer birer sönüyor galiba elektrikler gidecek demişti. ve oyundan düşmüştü. o yüzden tanıdık adamlarla oynamak lazım takım oyunu bilen oynayabilen admalarla. benimde şansım yıllardır aynı adamlarla oynuyorum. yalnız fena bi oyun 2,7 mb lık bir map insanı tersine ceviriyor gecesi gündüz gündüzü gece oluyor. oyunun güzel bi etkiside 1 1.30 saat bütün dertlerinizden ayrılıyosunuz rahatlıyosunuz oyuna dalıp gidiyosun fakat oyun bitince gene eski halini alıyosunuz. bana cok iyi arkadaşlar kazandıran bi okadarda kaybettiren bir oyundur aynı zamanda. ama yakında bırakacam mmprog tarzı bi oyun oyuna geçicem :( ve yazının sonunda kötü haber geliyor dsaff

ve son olarak beyond godlike.

5 Mart 2009 Perşembe

Galatasaray


Küçükken elime bir top veriyolar oynıyım oyalanıyım diye futbolla tanışıyorum. ama küçüğüm topa yön veremiyorum istediğim yere gitmiyor top. biblo vazo kırmaktan başka bişey yapamıyorum. bir gün herkes oturmuş televizyonda maç seyrediyor evde ben ne takım biliyorum ne renkleri, parmağımla ekrana dokunup bu ne renk diyorum "sarı kırmızı oğlum" diyor babam. ve galatasarayla tanışıyorum. insanın ilk öğrendiği renkler sarı kırmızı olunca takım tutmak için başka sebeplere ihtiyaç duymuyor. yanlışlıkla rakip takımdan birini sorsaydım başka takımı mı tutuyo olucaktım bilmiyorum. sanırım gene galatasaraylı olurdum. ilk maçıma 9 yaşımda gidiyorum dayım götürüyor. omuzlarında izliyorum maçı boyum kısa bişey göremiyorum. ilk şampiyonluğumuzu 10 yaşımda kutluyorum. 11 yaşımda ilk avrupa kupamızı kazanıyoruz. ilk kez galatasaray için 17 yaşımda ağlıyorum fenerbahçenin son hafta denizliye yenilip şampiyonluğu bize kaybettiği gün. ilk yazımıda 19 umda şimdi yazıyorum.

galatasaray ı seviyorum çünkü bana trip yapmıyor kavga etmiyor tartışmıyo soru sormuyor arada bir üzüyor kızdırıyor belki ama yaşattığı sevinçlerin yanında lafı edilmez. bazen kıskanıyorum. arkadaşların yanında gazete açınca gene sevgilimden bahsetmişler diyorum göğüsüm kabarıyor. birde ruhumuz var galatasaray ruhu, kimseye anlatamadığımız anlatılamayan ruh. anlatılmaz yaşanır.

tanımlamak gerekirse galatasaray'ı. galatasaray eğer bir kelime olsa aşk, bir karakter olsa asil, bir ışık olsa güneş, bir organ olsa kalp, bir yazı olsa kitap, bir lider olsa kral olurdu.
iyiki varsın cimbomum.

bu arada kücükken elime top degilde oynıyım diye kalem kagıt verselerdi belkide resime filan ilgi duyardım veya lego verselerdi inşaat mühendisi olabilirdim ne alaka demeyin legodan benzin istasyonu yapabilen inşaat mühendiside olur sdafasf